Disruptive Minds Lab

Masallar Gerekmiyor Mutlu Olmak İçin!

No alt text provided for this image

Küçük Prens’i okudum yine. Yetişkinler gerçekten tuhaf davranıyorlar. Ama masallar gerekmiyor, mutlu olmak için (*)

#mutluetmutluol #makehappybehappy

2014 yılından bu yana her yıl Kasım ayının üçüncü perşembe günü tüm Yıldız Holding’de bütün yıl bize rehberlik eden temel misyonumuzu taçlandıracak şekilde “Mutlu Et, Mutlu Ol” gününü kutluyoruz. İşte bugün o gün, 2020 Kasım’ının üçüncü Perşembesi. Misyonumuz sevgili babamın “Biz, her insanın hangi ülkede yaşarsa yaşasın, güzel bir çocukluk geçirme hakkına sahip olduğuna inanıyoruz” sözünden türemiştir. pladis, Godiva, Demet operasyonlarını yaparak  globalliğe adımlar attığımız ilk günlerde “Sadece bisküvi ve çikolata üretmiyoruz; Her bir lokmada, tüm dünyaya mutluluk vaat ediyoruz.” diyerek kendi açımdan babamın sözünü özetlemiştim. Bir süre bu iki ifade temel misyonumuzu anlatmak için kullanıldı. Sonra farkettim ki Yıldız Holding olarak dünyanın dört bir yanında, Türkiye, Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler, Amerika kıtası, Japonya, İngiltere, Kıta Avrupası, Afrika, Çin, Rusya, Güney Doğu Asya’da, 4 milyardan fazla farklı din, dil ve ırklardaki insana, 65 binden fazla çeşitli din, dil, ırka mensup çalışanımız ürün/hizmet sunmak her gün “fayda” yaratmak için gayret içinde oluyor. Bunu yaparken de Türkiye başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde sosyal işlere öncülük ediyor, yardım ediyor, sosyal yardım projeleri, yarışmalara katılıyor, örnek oluyorlar. Adeta kendilerini işlerine adıyorlar. İşte “Faydalı İş” (salih amel) denilen şey bu, fayda üreten işi, insanlığa yarar sağlayan işleri yapıyoruz. İşte o şekilde düşüncelerim slogana dönüştü ve her şeyi anlatır, her şeyi anlamlı kıldı. Victor Hugo’nın bir sözü var, ”Zamanı gelen bir düşüncenin önünde kimse duramaz” diye. Aynen öyle #mutluetmutluol zamanı gelmişti, bu düsturumuz artık her işimizde bize önderlik edecekti.

Geçtiğimiz altı yılda yönetim birimlerimizde ve şirketlerimizin tamamında #mutluetmutluol gönüllü bir harekete dönüştü; tüm yıl boyunca çalışanlarımız ikonik markalarımızın itibarını gözeterek, yeni ürünlerle, yeniliklerle beraber vazifelerini yerine getirirken tüketicilerimizi mutlu etmeye çabalıyorlar ve diğer yandan başta çocuklar olmak üzere çevrelerinde sosyal fayda üretmek üzere adeta birbirimizle yarışıyoruz. Sadece Sabri Ülker Vakfı Türkiye’de Yemekte Denge Eğitim Projesiyle 7 milyonun üzerinde öğrenci, ebeveyn ve eğitimciye ulaştı; bastığı çocuk kitapları Covid-19 döneminde 700 bin ailenin çaresi oldu. Şu anda hepimize rehber olan diye özetlediğimiz temel misyonumuzun ne kadar güzel bir anlayış içerdiği ve içinde yaşadığımız kriz döneminde anlam arayışı hızlanan insanın derdine çare olan bir felsefe olduğunu hissediyorum. Bugüne kadar yapılmış mutluluk araştırmalarının da çoğu böyle söylüyor. Örneğin, kendi için para harcayacağı yerde başkasına yardım etmek, insanları daha fazla mutlu ettiği kanıtlanmış durumda. İnsanları en mutlu eden eylem ise başkalarına yardım etmek, bu fıtrat yani. (1)

Biraz geçmişe gidersem, Ülker, yolculuğuna bir aile şirketi olarak başladı. Biz hep aile değerlerimizi (töre) kurumsal değerlerimizin içine yedirerek, “bu değerleri” muhafaza ederek yolumuza devam ettik. Bünyemizdeki tüm şirketleri ve markalarımızı da bu aile şirketi özümüzle birleştirdik. Ne kadar büyürsek, ne kadar globalleşirsek, aile değerlerimizden vazgeçmedik. Aile şirketi olmak demek bizim için;

·     Dürüstlük demek

·     Haysiyet demek

·     Hedef koymak ve onun için emek vermek

·     Geleceğe hayırlı miras bırakmak

·     Salih Amel yoluyla fayda üretmektir

·     Velhasıl #mutluetmutluol!

Bu manevî değerlerimiz, bize Sabri Bey’den kalan en kıymetli mirastır. Bugün başarılı bir global Yıldız Holding inşa edebildiysek, törelerimizi rehber edindiğimiz ve hala kurumlarımızı koruduğumuz içindir.

İlginç olan şu ki, pladis’i oluşturan şirketler de farklı coğrafyada, farklı zamanda ve kültürlerle kurulmalarına rağmen, Ülker’e benzer, aynı şirket değerleri ile büyüyüp gelişmesidir. Demek ki, ailelerde bu tip değerler evrensel oluyor.

Ülker, Godiva Chocolatier, United Biscuits, Jacobs, Carrs, Crawfords, BN, Verkade ve DeMet’s Candy Company’yi aynı çatı altında toplarken aynı zamanda bu şirketlerin tecrübelerini üst üste ekleyen pladis 350 yıllık tarihi içeren bir hikayeyi oluşturuyor. Tüm bu tarih içinde değerleri de bir araya getirmiş oluyorsunuz.

Bütün bu şirketlerin tek tek hikayelerine baktığımızda kurucuların aynı babam ve amcam gibi büyük mücadeleler içinde şirketlerini, markalarını oluşturduklarını, geliştirdiklerini görüyorum. Yıldız Holding olarak 75 yıllık birikimin sonucu pladis ve Godiva’yı bünyesinde bulunduran global bir şirketiz artık, neden mi?

1- Çevik, esnek ve girişimciyiz.

2- 4 milyar nüfusluk bir tüketici kitlesinin yaşadığı alanda faaliyet gösteriyoruz.

3- Tüketici odaklıyız.

4- Fark yaratan inovatif ürün ve hizmetlerimiz var.

5- G0AL 21 hedefimiz (G:goya, 0:sıfır hata, A:amaç birliği, L:alanında Lider)

6- İşimize, yüreğimizi katıp sürdürülür şekilde #mutluetmutluol yaşam şeklimiz

Global bir şirket kimliği ile her birimiz üstümüze düşeni yaparken, yukarıdaki 6 maddeyi ve elbette yine yukarıda belirttiğim manevî değerleri sürekli aklımızda ve yüreğimizde tutuyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, bu kıymetli kurallar, artık sadece bizim değil benimseyen herkesin işini kolaylaştıracak kurallardır. Bu umdeleri benimserseniz yol uzun ve çetrefilli olsa da o kadar başarılı oluyorsunuz.   

Mark Twain’e atfedilen bir söz var: Hayatınızın en önemli iki gününden biri doğduğunuz gün ve diğeri de neden doğduğunuzu öğrendiğiniz gündür. Çoğumuzun günleri böyle bir arayış içinde geçiyor. Bazen insanlar aradıklarını bulamadıkları için hayal kırıklığına uğruyorlar. Oysa iş yaşamında esas amacımızın farkında olarak hem işimizi anlamlı kılalım hem de #mutluetmutluol odağımız olsun. (2)        

Şirket misyonu ile şirket varlık nedeni arasında anlamlı da olsa bir fark olmamalıdır. Bizce canlı, cansız yaratılmış her şeyin mutluluğu önemlidir. Müşterimizi mutlu ederken doğayı neden üzelim? Dünyamız bize o kadar cömert ve o kadar doğurgan davranıyor ki! Niçin hayat kaynağımızı tüketelim? Sürdürülülebilirlik, işinizi yaparken insana ve çevreye saygı duymak ve korumaktır.

Mim Kemal Öke Hoca’nın Vefa dergisinde çıkan “Kişinin Mutluluğu Başkasını Mutlu Etmesine Bağlıdır” makalesine yine bir yazımda yer vermiştim. Öke Hoca, vakıf kültürümüzün kaynağının “başkasını mutlu etme” felsefesi olduğunu söylüyordu. (3). O yazıda şöyle alıntılamıştım: “…ürün/hizmet sunarken hepimize rehber olan “Mutlu Et, Mutlu ol” diye özetlediğimiz kurumsal misyonumuzun ne büyük anlam içerdiğini dünyanın “iyilik devranına” katkı yapmak için dayanışma döngüsüne hizmet edecek bir felsefe ile çalışmanın ne kadar iç huzuru veren bir şey olduğunu bir kere daha anımsadım. Mutlu oldum. Mim Kemal Öke Hoca’ya teşekkür ederim. Bu arada şirketlerimizde uygulanan İsrafsız Şirket ve Sürdürülebilirlik çalışmalarının felsefesi de sadece yabancı kaynaklardan gelmiyor. Eğer istenirse içinden çıktığımız medeniyetlerden yeterince destekleyici ve yönlendirici kaynak bulabiliriz.”

Tekrar edersem her şeyin özeti; masallar gerekmiyor mutlu olmak için yeter ki yaptığınız neyse ona bir anlam katın.

No alt text provided for this image

 Not: Açık kaynak niteliğindeki bu yazı yazar zikredilerek iktibas edilebilir. Telif gerektirmez.

Kaynakça:

(*) Antoine de Saint-Exupary, Küçük Prens, The Çocuk, 2020.

(1)Lowentein, K. (2019). None Ways To Feel More Joy, içinde: Time (2019), The Science of Happiness, s. 18-21.

(2)Coleman J.(2018), Amaç Bulunmaz İnşa Edilir, içinde: HBR (2018), Amaç, Anlam, Tutku, Optimist, s.31-37.

(3)Öke M. K. (2020), Kişinin Mutluluğu Başkasını Mutlu Etmesine Bağlıdır” (röportaj Bayram Yalçın), Vefa Yaz 2020, s.14-15.

Share on linkedin
LinkedIn
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook