Disruptive Minds Lab

Bisküvisini Çaya Bandırıp Yolda Düşürmenin Acısını Çekenler Okuyabilir!

Share on linkedin
LinkedIn
Share on twitter
Twitter
Share on facebook
Facebook

murat ülker

Şimdi hiç benimsemediğim ve yapmadığım bir konudan söz edeceğim. Ben bisküvilerimin çaya batırılmasına karşıyım. Zira binbir maharet ve zorlukla size ulaştırdığımız bisküvilerimizin çıtır çıtır yenerek ağzınızın içinde çay veya kahveyle ıslatılıp yenmesi benim tavsiyem, hem kırıldı bardağa düştü derdiniz de olmaz. Ama siz bilirsiniz, neyse …

İngiltere Birleşik Krallık’taki gıda bilimcileri bir araştırma yapıp “en iyi” bisküvi çaya batırma işinin hangi şartlarda olacağını araştırmışlar ve daha sonra bunu kamuoyu ile paylaşmışlardı (1). Bisküvinizi çaya batırmadan önce 3 dakika çayın soğumasını beklerseniz en iyi sonucu alıyormuşsunuz, bu bana uymaz ben çayı sıcak içerim. Ama bu bisküvinin dağılmadan çayın içinde kalma süresini ikiye katlıyormuş ve bisküvinizi 45 derecelik açıyla daldırırsanız daha çaya girişte dağılmasını önlüyormuşsunuz. Çikolata kaplı bisküviler dağılmadan daha fazla dayanırken, yulaflılar en dayanıksızlarmış. İngiltere’de en iyi çaya batırma performansı gösteren bisküvi ise “Mcvities Rich Tea” isimli ürünümüz bulunmuş.

İngiltere’yi bilmem ama bizde en çok çaya batırıp afiyetle yenen bisküvi Ülker Pötibör. Türkiye’deki arkadaşlarım bu konuyu araştırsalar da hangi Ülker bisküvisinin çaya batırılma performansı en iyisi öğrensek. “Bu da araştırılacak şey mi?” demeyin. “İcat Çıkarma 2” isimli kitabın kapağında “Bisküviyi çaya dikey değil yan bandırın” diye bir açıklama görünce hemen dikkatimi çekti, aldım önce o bölümü okudum.

Deneyimsiz çaya bandırıcılar, genelde dibinde süngersi bisküvi parçaları olan bulanık bir çayla başa başa kalıp içtikçe mutsuz oluyorlarmış. Şeker ve yağ bisküvinin içindeki diğer malzemeleri bir arada tutar, çıtır hamur kırıntıları da hemen emer. Sıcak su şekeri ve yağı hemen eritmeye başlar ve yumuşamış olan bisküvi kendi ağırlığına yenik düşer ve parçalanır.

Bristol Üniversitesi’nden İngiliz fizikçi Len Fisher bu sorunu ebediyen çözmeye karar vermiş. Bandırmaya bilimsel hassasiyetle yaklaşmak için bir bisküviyi mikroskobun altına yatırmış. Bisküvinin, birbirine küçük boş kanallarla bağlanan deliklerle dolu olduğunu görmüş ve bunun üzerine aklına 1921 ylından kalma bir teoriyi eşlemek gelmiş. Teorinin adı Wasburn denklemi. Bu, gözenekli malzemelerin, belirli sıvıları emme hızını tarif eden bir denklem. Bu formülü kullanarak kolayca tuvalet kağıdının bir mürekkep gölcüğünü ne kadar emeceği hesaplanabilirmiş. Fisher’e göre aynı ilkenin çayın içindeki bir büsküvi içinde geçerli olması gerektiğini düşünmüş. Araştırmacı çaya bandıra bandıra ideal bandırma tekniğini bulmuş. Basit olduğu kadar dahiyane bir numara önermiş: Bisküviyi mümkün olduğu kadar yan tutun, tıpkı nehirdeki bir sal gibi. Böylece, altı sıvıyı emerken üstü kuru kalır. Bisküvi gücünü bu şekilde uzun süre muhafaza eder. Fisher, bisküvisini bu yöntemle eskisine kıyasla dört kat daha uzun bir süre boyunca çayına bandırabileceğini hesaplamış. Bu araştırmayı yayınlayan da ünlü Nature dergisi. (2). Şaşırdınız değil mi? Bisküviyi çaya bandırma konusu, öyle böyle değil çok ciddi bir konu. Bunu da en çok bisküvisini çaya bandırıp ağzına yetiştirmeden yolda düşürenler bilir!

Şimdi sıkı durun arkadaşlar, ben bu bisküvinin çaya batırılmasından hazzetmem demiştim ama tabii ki siz haklısınız her zaman! Onun için hem lezzeti hem şekli çaya batırmaya daha uyumlu, hem de daha dayanıklı yeni bir ürünümüz var. Affınıza sığınarak üstte fotoğrafını koydum, gerisi size kalmış …

Bir de sade kahvesini “kıtlama” çikolatayla içmek var ki, hakikaten maharet ister! Buna da bir çözümüm var. Godiva Çikolata dükkanlarımızda köpüklü kahvenizin üstünde size bakan incecik bir kare çikolata ile karşılanacaksınız. Ben kahvemi höpürdetirken çikolata ile içmeyi adet edindim, acizane tavsiyemdir. 😉

İcat Çıkarma 2 isimli kitapta böyle ilginç çok sayıda araştırma özeti ve sonucunda öneri var. Örneğin bisiklete binerken kask yerine peruk takın ya da dişlerinizi fırçalayın kalp krizi riskini azaltın gibi. Bunlardan biri de çikolatalarla ilgili, sayfa xxde, bilhassa ebeveynlere okumalarını tavsiye ederim (3).

Kitapta diğer ilgimi çeken araştırma sakız çiğnemekle ilgili.İngiltere’deki Northumbria Üniversitesi 75 sağlıklı gönüllüyü üç gruba ayırmış bir deney yapmış. Birinci gruptakiler ekstra naneli şekersiz sakız çiğnemişler. İkinci gruptakiler çiğneme hareketini taklit etmişler, ağızları boşmuş (buna deneyde kontrol grubu deniyor). Üçüncü gruptakilerin sakızları yokmuş hatta çenelerini bile oynatmamışlar. Deney sırasında gönüllülere bir dizi hafıza testi yapılmış. Sonuçta ilk grupta sakız çiğneyenler hem uzun, hem kısa vadede daha çok kelimeyi anımsamışlar. Bu oran üçüncü gruptaki çenelerini bile oynatmayanlardan % 35 daha fazlaymış. Peki bunun mantıklı bir açıklaması var mı? Evet. % 100 ispatlanmamış olmasına rağmen çiğnemek kalp ritmini hızlandırıyor. Bu da beyne daha fazla oksijen ve besin pompalanmasına yol açarak beynin daha etkili bir şekilde işlemesini sağlıyor. Aynı zamanda biz bir şey çiğnerken vücut ensülin üretiyor. Bu hormon, beynin hafızada önemli rol oynayan bir bölgesi olan hipokampı uyarıyor. 

Ne gariptir ki ikinci gruptaki “sahte çiğneyiciler” hafıza deneyinde en kötü performansı sergilemişler. Araştırmacılar bunun, ağızları boşken yaptıkları doğal olmayan çiğneme hareketinden kaynaklandığından şüphelendiler. Sanırım kendilerini çiğnemeye devem etmeleri gerektiğini hatırlatmakla fazla meşguldüler. Bu sonuç da bize zihinde bir şeyle fazla meşgul olmanın dikkati nasıl dağıtıp performansı etkilediğini gösteriyor (4). 

Belirttiğim gibi kitapta böyle 100’den fazla araştırma özeti var. Kitabı okuduğunuzda şunu da unutmayın tabi ki. Bilimsel olarak bir sonuca varmak için sadece bir araştırma sonucu yetmiyor. Aynı konuda aynı sonuca ulaşmak çok sayıda araştırma gerekiyor. Her şeyi okuyalım, öğrenelim, eğlenelim ama işin aslını son durumu da uzmanlarından sorarak öğrenelim.

Not: Açık kaynak niteliğindeki bu yazı yazar zikredilerek iktibas edilebilir. Telif gerektirmez.

Kaynakça:

(1)  https://www.dailymail.co.uk/femail/article-8362085/McVities-reveals-exact-way-dunk-biscuits-including-times-correct-angle.html

(2)  Fisher, (1999) “Physics takes the biscuit”, Nature 397, içinde: Kuiper, R. ve Mudde T. (2018), İcat Çıkarma 2, Eksik Parça Yayınları.

(3)  Schuier M. H. S (2005). Cocoa related flavonoids inhibit CFTR medated chloride tranport across T(+ human colon epithelia, Journal of Nutrition 135, içinde: Kuiper, R. ve Mudde T. (2018), İcat Çıkarma 2, Eksik Parça Yayınları.

(4)  Wilkinson A. ve Wesnes S. K (2002). “Chewing gum selectively improves aspects of memory in healthy volunteers, Appetite 38, içinde: Kuiper, R. ve Mudde T. (2018), İcat Çıkarma 2, Eksik Parça Yayınları.